2 Eylül 2007

Kehribar ile Tanışma

Her sözcüğün bir hikayesi vardır elbet. Sözcüklerin hikayesini ve geldisini bilmek, sözcüklerle daha güçlü bir duygu durumu yaratır, onu daha bir tanıdık hissettirir. Kuşkusuz tanıdıklık biraz ayrıcalık duygusunu da beraberinde getirir. Ancak çok az insan sözcüklerin hikayesi ile ilgilenir. Dahası insanların çoğunun sözcüklerle duygusal bir kontakt kurmak gibi bir derdi de yoktur.Ama benim var.. Ben kehribar sözcüğünün hikayesi ile ilgilenmek, kehribar sözcüğü ile aramda doğan ilgi düzeyini güçlü bir bağa dönüştürmek niyetindeyim. Kehribar ve kehribar sözcüğü ile ilgilenenler ile de aynı bağı kurmak ve güçlendirmek arzusundayım.


Öğrendiğime göre kehribarın Eski Yunanca'daki adı elektron’muş ve elektrik sözcüğü, kehribarın Eski Yunanca adı olan elektron’dan gelirmiş.


Kehribar sözcüğü Farsça "kehrübã" sözcüğünden gelme
imiş ve Farsça
"kehrübã" sözcüğünün anlamı “saman çeker”
demekmiş.

Bize çok tanıdık gelen "amber" sözcüğü de, İngilizce'de
"kehribar"
ı karşılarmış.





1 Eylül 2007

önce kehribar, sonra böcek

Özgür Ansiklopedi, Vikipedi'de ,Kehribar, genellikle süs eşyası yapımında kullanılan fosilleşmiş reçine olarak tanımlanmış ve mineralleşmemiş olduğu halde, bazen değerli bir taş olarak da düşünüldüğü, belirtilmiştir. Dünyadaki kehribar'ı 30-90 milyon yaşında olduğu ifade edildiği göz önüne alınırsa benim 2000 yaşında bir böcek olmamam çok anormal değildir. yani ben içinde yaşadığım kehribar evime göre çok genç sayılırım...

31 Ağustos 2007

Kehribarın Hikayesi

Beyler, Bayanlar,
Nerden çıktı şimdi bu "blog"diyeceksiniz.. Aslında çok engin bir düşüncenin ürünü olduğunu söyleyemeyeceğim. Aslında bu doğrudan "bir kehribarın hikayesi" üzerine değil bu .. Bu gerçek anlamda "bir böceğin hikayesi" ... Yani anlayacağınız ben bir "kehribar değil" bir "böcek"im... Işıltılı bir kehribar içinde "iki bin yıl" yaşayan "bir böcek"

Ancak blog ismini bir "böceğin hikayesi" olarak seçseydim, bu asimilasyon ortamı içinde "iki bin yıldır" kehribarın sayesinde böcekliğimi korumuş olan ben, birden bire "bocek" olacak ve "anlamımı yitirecek"tim.. Öyleyse iki bin yıllık geçmişimi borçlu olduğum, kehribarın hikayesi, bu dünyada da varlığıma can vererek sizinle duygu ve düşüncelerim arasında bir köprü olabilirdi...

Tabii ki, beni bu dünyaya taşıyan, "prensesi" unutmamak gerekir. Sanal Dünyaya girişimi ve "blog hayatımı" bu kadar kolaylaştıran "prenses"e bir kere daha teşekkürü borç bilirim.

kehribarın içindeki böcek
hımmmm, Prenses bak.. gecemi değiştirdin ve beni başka bir evrene taşıdın. teşekkür ederim